Kadın Gelenekler ve Dünya
 
Eklenme Tarihi Salı, 24. Haziran 2008
Yazar Adı Tamara



Geleneklerin ve ananelerin ortaya çıkmasını, yaşadıkları bölgenin coğafi, fiziki vs. özelliklerin belirlediği söylenir. Sosyoloji ve benzeri bilimler genellikle bu bakış açısıyla yorumluyor gelenek, görenek, töre vb. kavramları... Doğuluk payları da yadsınamaz ama daha önemli bir şeyi gözardı ettikleri kanısındayım ben.
Dünyayı bilimin dediği gibi, bir elips olarak kuşbakışı görebilseydik eğer, herhalde
artık dünyadan taşan cesetlerin kokusundan başımız dönerdi! Dünyaya edilen bu tecavüzü hiç bir duvak temizleyemez sanırım! Tıpkı dün akşam haberlerinde izlediğimiz genç bir kadının Kuzey Irak'ta tekme tokat ve taşlarla linç
edilerek öldürülüşünü temizleyemeyeceği gibi! Haberi Mehmet Ali Birand Bey
"işte bir töre cinayeti daha ama oh, nihayet ki bu defa Türkiye'den değil bu haber"
diyerek sunmuş ve bir yandan koca bir kaldırım taşıyla kadının başını ezerken, diğer yandan cep telefonu kamerasıyla ibret olsun diye bu görüntüleri dünya komuoyuyla paylaşan zihniyet, gelenekleri uğuna taşıyor, tekmeliyordu o kadını... Muhtemeldir ki ABD askerleri de izliyordur bu görüntüleri... Genç kadının öldürülmesinin nedenine
gelince o ' sevdi, evlendi ve dinini değşirdi!' Bu onların geleneğiydi, töreleriydi! Bu yüzden yine olsa yine asar, öldürür, taşlarlardı! Bütün bu vahşetler gelenek, töre gibi kavramlar ileri sürülerek yapılıyor ve Amerikanın Orta Doğu'ya götürdüğü barış ve huzur ortamı kadar kanlı...
Dünya tarihi savaşarla örüldü yüzyıllardır ve hala savaşlarla örülüyor yaşam!
Kimin daha çok teknolojik silahları, bombaları, tankları varsa, kim daha güçlü ise
o biniyor halkların sırtına! Ve artık tanka, topa da gereksinim duymuyorlar; Saddam'ın ipini Şiilere çektiriyorlar, ertesi gün Irakta bi canlı bomba 30 Şii öldürüyor! Halkların manevi değerleri ve inançlarını kullanarak kanlı bir yaşam
örülüyor! Ve ne yazık bütün Dünya'da "vah vah" diye iç geçirerek izleyip geçiyoruz bu vahşetleri...

Vahşetin adı ne zaman töre oldu? bilmiyorum... Ama artık su götürmez bir gerçek var ortada;
Törelere, geleneklere ve barış' a kan bulaştı mı bir halkın, bir sınıfın bi toplumun çürütülmeye çalışıldığını düşünmek gerekiyor. Zira tecavüzün büyüğü küçüğü yoktur! Bir tarafta gelenek yada töre adına bir insanın yaşam hakkına tecavüz ediliyor, diğer tarafta var olan bir diktatörlüğü yıkmak bahanesiyle ve barış götürmek bahanesiyle bütün dünyanın gözleri önünde bir halka... Sunay Akın'ın bir şiriyle bitirmek istiyorum yazımı;

Beyaz Adam
Beyaz adam
küçücüktü ilk geldiğinde
ve oturmaktan
bütün kemikleri sızlıyordu
büyük teknesinde

Beyaz adam
kızılderililerin sunduğu yiyeceklerle beslenip
topraklarına uzandığında büyüdü
bulutlar arasında
barış içinde yaşayan
manitu yerine
tapmamızı istediği de
işkence görüp
çarmıha gerilen
bir ölüydü

Beyaz adam
özgürlük adına
dev bir kadın heykeli dikti
doğu denizinin kıyısına
ve her gece
altında dans ettiğimiz yıldızları
bayrak diye tutsak etti
bir bez parçasına

Beyaz adam
özgürlük gibi adaleti de
bir kadın heykeliyle simgeledi
ama elinde terazi tutan
zavallı kadın
gözleri bağı olduğu için
kendisine tecavüz edenin
kim olduğunu göremedi...

Sunay Akın







Yazının Yayınlandığı Site yediumut
http://www.yediumut.net

Yazının İnternet Adresi
http://www.yediumut.net/modules.php?name=Kose_Yazilari&file=yazi_oku&sid=10